İstanbul'da Gezilecek Yerler

İstanbul’da gezilecek yerler denince aklımıza yüzlerce yer gelebilir. Liste bayağı kalabalıktır. Öncelikle İstanbul’u tanımak için  bir kaç tarihi bilgi verelim.
Nüfusu 2015 istatistiklerine göre 14.561.865 olan İstanbul, 2011 Anketlerine göre İstanbul’da 70 farklı milletten insan yaşamaktadır.
Sadece Türkiye’nin 4 bir yanından değil de, Dünyanın her yerinden inanılmaz bir turist trafiği mevcut. Hatta İstanbul’un güzelliğini görüp, vazgeçip memleketine dönmeyenleri de duydum.

 

 

 

 
EMİNÖNÜ
Eminönü, “mağazarlar çok pahalı, boşver eminönünden alırız.” dedikleri yer tamda burası. uygun fiyatta aklınıza ne geliyorsa bulabilirsiniz. Önemli bir uyarı yapacağım, geziye eminönünden başlayacaksınız aç gelin ve öğlen yemeğini beyaz et seviyorsanız burada satan yerlerden balık ekmek alarak muazzam bir lezzetle yapabilirsiniz. ikinci resim bunun üzerine olacaktır.
Balıkçıların El lezzeti ve denizin tuz kokusu üstüne mükemmel bir keyif vermekte, yanlız resme aldanıp orayı boş sanmayın, ayakta yiyenler bile var.. oturabilirseniz ne mutlu, şansınıza artık.
GALATA KULESİ
İstanbul’un simgelerinden olan Galata Kulesi, günümüzde özel bir şirket tarafından sadece turistik amaçlı işletilmektedir. Galata kulesi Tarifi olmayan bir manzarası var ve kulenin tepesine ücretli olarak kahvaltı hizmeti alabilirsiniz. 7 katı asansörle, 2 katı da yürüyerek çıkıp, Galata Kulesi’nin en üst katındaki restoranın içinden geçtikten sonra, Galata Kulesi’ni İstanbul’a açan balkona ulaşılır.
 
Balkondan İstanbul’u izlemenin keyfi harikadır. Galata Kulesi’nde ki restoran özellikle ramazan ayı içerisinde yaptığı organizasyonlarla ziyaretçilerine tekrarı zor bir gece yaşatıyor.
Günümüzde Galata Kulesi’nin yüksekliği 66,90 Metre, Dış çapı 16.45 Metre, İç çapı ise 8.95 Metredir. Duvar kalınlığı da 3.75 Metre civarındadır.
Galata Kulesi ziyaretinizden sonra kule dibi olarak bilinen çay ocağında çay içip Galata Kulesi’nin tadına bir de kule dibinden çıkartabilirsiniz

 

 

 


İSTİKLAL CADDESİ
Bir zamanlar işgal kuvvetlerinin şehre girişini gövde gösterisi haline getirdiği, İstanbul’un göz bebeği
İstanbul’un vitrinlerinden simgelerinden birisidir İstiklal Caddesi. İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Beyoğlu'nda Tünel ile Taksim Meydanı arasında uzanan ve 19. yüzyılın sonlarından beri Türkiye'nin en ünlü caddelerinden biri olma vasfını koruyan cadde. 1.400 metre uzunluğundaki caddenin orta noktası Galatasaray Lisesi'nin yanından geçen Yeniçarşı Caddesi'nin caddeyi kestiği ve 50. Yıl Anıtı'nın bulunduğu yer kabul edilir. Pasajları, Kiliseleri, Mitingleri, Geceleri, Festivalleri, Tramvayı ile bir efsane. Alışverişte İstanbul’un birçok yerinden önce ve özel koleksiyonları görürsünüz alışverişte.
Eğlence mekanları yoğunluğunun olduğu, özellikle hafta sonu geceleri sabahın ilk ışıklarında biter İstiklal Caddesinde.
Beyoğlu, ilk önceleri bir diplomasi merkezi olarak gelişmiş, fakat daha sonraları yabancı ticaretinin, ekonomik kontrolünün artması ve burada yoğunlaşması sonucu İstanbul'un ticaret merkezi durumuna dönüşmüştür. Ticaretin yanı sıra eğlence, kültür kuruluşlarının da burada yer alması ve konumu, bütün İstanbul'un odak noktası olmasını sağlamıştır.

 

 

 


AĞA CAMİİ
İstiklal Caddesi'nde yer alan cami, 1597 yılında İsmail Ağa tarafından yaptırılır. Caminin duvar yazıları, Hattat İbrahim Altınbeşer'e ait. Çinileri yakın zamanlardaki onarımlarda değiştirilmiş. İç avluları yeşil-mavi Kütahya çinileriyle süslü.
 

 

ARAP CAMİİ
Türk ve Bizans mimari özellikleri taşıyan yapının minaresi çan kulelerine benziyor. 717'de Arapların kenti kuşatması sırasında yapıldığı söyleniyor. Pencereler, kapının oyma silmeleri, Bizans sanatı örnekleri. Dikdörtgen planlı ve ahşap tavanlı olan yapı, Haliç'in Galata yakasındaki en büyük camidir. Galata'da, Tersane Caddesi, Galata Mahkemesi Sokağı'nda bulunuyor.
 

 

 

 

ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
1946 yılında dönemin İstanbul valisi Lütfü Kırdar tarafından temeli atılan bina, açılışından 585 gün sonra yanmış. Bugün gördüğümüz bina ise 6 Ekim 1978 tarihinde halka açılmış.
 

 

CUMHURİYET ANITI
Taksim Meydanı'nda yer alan anıt, renkli porfirden yapılmıştır. Alan düzenlemesi ve kaidesi Mimar Moniceri'nin eseri. Anıt ise, İtalyan Conanica'nın çalışması. 8 Ağustos 1928'de açıldı.

 

 
ÇİÇEK PASAJI
Beyoğlu'nun, hatta İstanbul'un mutlaka uğranılması gereken mekanlarından. Yanyana dizilmiş lokanta, barlarıyla turistlerin olduğu kadar bizzat İstanbullular'ın da ilgisini esirgemediği bir yer Çiçek Pasajı. Yemek yerken sokak çalgıcılarını veya yan restorandaki fasıl heyetini dinleme şansına sahipsiniz.
 

 

 

 

GALATA KULESİ
Galata surlarının kulesi olarak, 1348'de Cenevizliler tarafından yaptırılır. 1509 depreminde surları yıkılan kulenin sadece kendisi kalmış. Osmanlı devrinde çeşitli amaçlarla kullanılan kule, 16. yüzyılda Kasımpaşa Tersanesi'nde çalışan tutsakların zindanıymış, 18. yüzyılda da yangın gözetleme yeri. 1794'teki yangında tümüyle yanan kule daha sonra dört yana çıkıntılı pencereli bir kat yapılıp üzeri de külahla örtülür. 61 metre yüksekliğinde olan kule, bodrumuyla birlikte 12 katlı. Cenevizliler döneminde kulenin tepesinde bir haç vardı. Günümüzde ise, 6.75 m. yüksekliğinde bir alem duruyor. 1964'ten sonra onarılarak turistik bir yer haline getirildi.
 

 

GALATASARAY HAMAMI
Restore edilmiş bu tarihi hamam, 1481´den bu yana bugün bulunduğu yerde.
 

 

SERPUŞ HAN
Avlusu olmayan hanın, bir Bizans yapısının temelleri üzerine 18. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Taş ve tuğla örgü düzeni, sivri kemerli pencereleri dönemin Osmanlı mimarisini gösterir.
 
 
 
 
 
 

 

TAKSİM
Taksim semti ve meydanı adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği" -yani dağıtıldığı- merkez olmasından ötürü almış. Meydan olmadan önce, eski evlerin sıralandığı dar bir bölge olan semt, meydan haline getirilip genişletildikten sonra zamanla bugünkü görünümünü almış.Meydanın ortasındaki Cumhuriyet Anıtı ve çevresi bugün tören yeri olarak kullanılıyor, bir de "buluşma yeri" işlevini üstleniyor. Taksim Meydanı'na İstanbul'un gece (veya gündüz) hayatının en işlek eğlence mekânlarını barındıran Beyoğlu'nun bir nevi giriş kapısı da denebilir. Veya İstanbul'un "boy aynası"...
 

 

TÜNEL 
Beyoğlu'nu Galata'ya bağlayan yeraltı tren yolunun bir kapısı Karaköy'de, diğeri Tünel semtinde. 17 Ocak 1875 tarihinde açılan tünel, İngiliz ve Fransız ortak yapımıdır. Ve zamanın parasıyla 150 bin liraya malolur. Karaköy ile Şişhane arasında bir tünel işletmeyi ilk düşünen ise Gavan adındaki Fransız mühendisidir. Gavan'ın aklına bu parlak fikir, turist olarak geldiği İstanbul'da Yüksekkaldırım'ı nefes nefese çıkarken gelir. Saray'a duyurduğu fikir büyük ilgi görünce 1871'de inşaata başlanır ve 1874'de de tamamlanır.

 

 

 

 


İSTANBUL BOĞAZ KÖPRÜSÜ
Ortaköy tarafı veya  Yeniköy tarafından güzel bir akşam yemeğine manzara olarak kullanabilirsiniz 

 


RUMELİ HİSARI
Osmanlı döneminde, İstanbul Fethi sırasında Anadolu Hisarı’ndan halat çekmek için yapılmış olan etrafı kalelerle kaplı Rumeli Hisarı günümüzün vazgeçilmez mekanları arasında yer alır.
Rumeli Hisarı’nın 90 günde yapılan 3 büyük kulesi Dünya’nın en büyük hisar burçlarıdır. Bu burçların dışında 13 irili ufaklı burca sahip olan Rumeli Hisarı’nın deniz tarafındaki kısmının inşaatını bizzat Fatih Sultan Mehmet üstlenmiştir.
Hem turistlerin hem İstanbul’da yaşayanların kesinlikle bir hafta sonu kahvaltısı için aynı zamanda da tarihi yapıyı görmek için gitmesi gereken mekanlardandır.
 
Günümüzde Rumeli Hisarı, İstanbul’un fethi sırasında Haliç’i kapadığı söylenen zincirler, top ve gülleler açık olarak sergilenmek üzere müze olarak hizmet vermektedir.
Aynı zamanda yaz aylarında Rumeli Konserleri ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.
 
 
 
 
 
 

 

ÇIRAĞAN SARAYI
Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan Çırağan Sarayı bir dönem konumu itibariyle “Beşiktaş Sarayı” olarak da anılmaktaydı. Büyük bir ihtişama ve görkeme sahip olan saray, bugün düğün, balo, parti gibi organizasyonların düzenlendiği bir mekan halini almıştır. Böyle bir mimariyi görmek, geçmişten bir hava solumak isteyenlerin çeşitli organizasyonlar için uğrak yeri olmuş, birçok yerli yabancı turisti ağırlamaktadır.

 


İSTANBUL MODERN
İstanbul Modern, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2004 yılında İstanbul’un en güzel manzarasına sahip yerlerinden birine denize sıfır konumda Karaköy’de kurulmuştur.
Her perşembe günü koleksiyonlarını ücretsiz olarak tüm ziyaretçilere sunan İstanbul Modern sergi salonları iki ana bölümden oluşmaktadır.
Üst katta müzenin koleksiyonu yer alıyor. Büyük salonda ise modern ve çağdaş Türk sanatının gelişimi sanatçılar ve eserleri ile anlatılırken, eserlere çeşitli yazılar ve gelişim sürecinin politik, ekonomik, kültürel ilerleyişi anlatılıyor.
Küçük salonunda ise Türkiye’den ve farklı bölgelerden günümüz sanatının önemli temsilcilerinin eserleri birlikte sergilenmektedir.
Alt katta Süreli Sergiler Salonu, Fotoğraf Galerisi ve Kısa Süreli Sergi bölümünde aynı anda iki ya da üç süreli sergi sanatseverlerle bir araya gelmektedir.
Bu salon aynı zamanda görsel sanatlar alanındaki güncel dönüşümlere işaret eden büyük ölçekli ve uluslararası sergilere ev sahipliği yapmaktadır.
İstanbul Modern çeşitli eğitimler, atölye çalışmaları, söyleşileri ve mevcut sinema salonu sayesinde sanatın her alanında gelişimi ve dünya ile Türkiye arasındaki senkronizasyonu sağlamaya çaba gösteriyor.
Karaköy’deki Meclis-i Mebusan caddesinde bulunan Liman işletmeleri içerisinde yer alan İstanbul Modern’e ulaşmak çok kolay. Karaköy vapur iskelesinden inince sağ tarafa doğru 5 dk kadar yürüyerek kolayca ulaşabileceğiniz bir yerde. Dilerseniz Eminönü tramvay hattı ile Tophane durağında inerek de çok kolay bir şekilde İstanbul Modern’e ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 


GÜLHANE PARKI
İstanbul’un en güzel açık hava merkezlerinden biri olan Gülhane Parkı, Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı’nın has bahçelerinden biriydi.  Eskiden saray arazisi içerisinde bulunan ve günümüzde park olarak kullanılan şehrin en güzel yerleri arasında yer alır. 
Parkta görülmesi gereken kısım ve eserler arasında 3. yüzyıldan kalma Gotlar Sütunu, kuzeydoğuda yer alan Kennedy Caddesi ve eşsiz manzarası yer almaktadır. İstanbul’un en büyük ve en ünlü parklarından olan Gülhane, birçok tarihi olaya tanıklık etmesi açısından da önemlidir. Bizanslılar tarafından kışla, Osmanlı döneminde ise kutlama alanı olarak kullanılmıştır. İstanbul’un fethinden sonra daha da önemli hale gelen Gülhane’de İncili Köşk inşa edilmiştir. Osmanlı’da ilk demokratikleşme hareketi olarak bilinen Tanzimat Fermanı burada okunmuştur. Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk Latin Harflerini burada tanıtmıştır. 
Şimdiyse güzel vakit geçirmek ve yürüyüş yapmak isteyen bir çok insan için ideal bir yeşil alan olma görevini sürdürüyor.

 


HİDİV KASRI
Her biri künyeli ve soy kütüğüne sahip ağaçlarla kaplı geniş bir koruluğun ortasındaki Hıdiv Kasrı tam anlamıyla bir saray yavrusu. Ünü Avrupa’ya kadar giden harika bir boğaz manzarasınada sahip.1000 m² alan üzerine yaptırılan Boğaz tepelerinden iki kıtayı birleştiren binanın kuleside İstanbul’un zamanında buharla çalışan ilk asansörlerinden birine sahip. 
Restarasyonu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hiçbir masraftan kaçınılmayan kasırın tüm salonlarında Restoran t hizmeti verilebilmektedir. İşletmemiz Hafta içi a’la carte, Pazar günleri, sabahları kahvaltı ve öğlenden itibaren 70 çeşitten oluşan Açık Büfesi ile hizmetinizde. Ayrıca Nişan, Düğün, Toplantı ve tüm grup organizasyonlarınızda 25 kişilik odalardan 400 kişilik salonlarımıza kadar hizmet sunmaktayız.

 

 

 

 


PANORAMA 1453 MÜZESİ
Panorama 1453 Tarih Müzesi olarak bilinen İstanbul-Topkapı’da bulunan bu müze, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedişinin, bir odada top sesleri, Mehter Takımı’nın ve Osmanlı atlarının kişnemesinin efekt olarak verildiği panoramik bir müzedir. Türkiye’nin de ilk panoramik müzesi olma özelliğine sahip. Dünya üzerinde ise üstü kapalı tek panoramik müze.
Müzenin ilk katında küçük detaylarla Fetih anlatılsa da müzeye ismini veren Panoramik fotoğraf müzenin kubbe salon kısmında bulunuyor ve kapalı bir alan içerisinde tekrar açık havaya çıkmış hissi yaratması ile büyüleyici bir etkiye sahip.
Müze yetişkinler kadar çocuklar için de ilgi çekici olacaktır. Müzedeki detaylar çocuklar için de bir masala açılan kapı kadar ilgi çekici olabilir. Müze Topkapı Kültür Parkı sınırları içerisinde yer aldığı için de gezi sonunda ayrıca park içerisinde çocukların vakit geçirebileceği oyun parklarında soluklanmak mümkün olabilir.

 

 

 


ÇAMLICA TEPESİ
Büyük Çamlıca Tepesi İstanbul Anadolu Yakası Üsküdar ilçesi sınırlarında yer alır. Büyük Çamlıca Tepesi denizden 268 m yüksekliktedir.
İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasına ve panoramik bir Marmara Denizi ve İstanbul resmine hakim olan tepeler, temiz havası ve doğal güzellikleri ile birçok İstanbullunun özellikle hafta sonu uğrak yerlerinden birisi. Eşsiz günbatımı manzarasını seyretmek için bir seyir terası görevi de gören tepeler de sosyal imkanların da oluşu, burayı betondan biraz daha izole bir kaçış noktası haline getirmiş durumda.

 


FATİH KORUSU
Eski adı Otağtepe, yeni adıyla Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Boğaziçi Köprüsünü seyredebilirsiniz. İkinci köprü olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Anadolu yakasındaki ayağı çok net görülebilmektedir.Boğaz manzarasının en güzel görüldüğü yerlerdendir. Burada kafe tarzı bir yer bulunmuyor. 
Koruyu akşam saat 17.30’dan sonra açık bulmak pek mümkün değil. Yazın sıcak günlerinde tepe olduğu için güneş ışınları direkt geliyor, kapalı bir mekân olmadığı içinde bazen rahatsız edebiliyor.

 

 

 

 


PİERRE LOTİ TEPESİ
Eyüp Sultan Türbesi’ni ziyaret ettikten sonra çıkış kapısının sağından gidin. Duvar bitiminden yine sağa dönüp mezarlığa giden yola girin. 7-8 dakika yürüdükten sonra ikinci sapağının köşesine raptedilen levhanın gösterdiği istikameti takip ederek Eyüp Sultan Tepesi’nin dereye bakan yamacında Zübeyir Gündüzalp, Mustafa Nezihi Polat, Tahiri Mutlu, Sadullah Nutku, Bekir Berk ağabeylerin mezarları bulunmaktadır. Yukarı doğru yine 3-4 dakika çıktığınızda üçüncü sapakta merdivenlerle çıkılan yol Necip Fazıl Kısakürek’in kabrine gider. Yokuşu bitirirken manzarayı temaşa ederek ilerleyin. Piyer Loti’ye ulaştığınızda Eyüp’ten aldığınız sıcak simidin yanına bir bardak çay alabilirsiniz.

 

 
SULTANAHMET CAMİİ
Sultan Birinci Ahmed tarafından yaptırılan cami; medrese, darülkurra, sıbyan mektebi, türbe, arasta, dükkanlar, hamam, darüşşifa, imaret ve üç sebilden oluşmaktadır. 1609-1620 yılları arasında Mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmıştır. Duvarlarla çevrili bir dış avlunun içinde yer alan cami, her ikisi de kareye yakın planlı bir ibadet mekanı ile bir şadırvan avlusundan oluşur. 
İbadet mekanını örten yirmi iki metre çapındaki ortak kubbe dört yandan yarım kubbelerle çevrilmiş, boş kalan dört köşeye de birer küçük kubbe getirilerek tam bir merkezi plan şeması oluşturulmuştur. Büyük kubbeyi taşıyan kemerlerin oluşturduğu daire kesitli dört fil ayağı dilimli yapılarak kalınlık etkisinin azaltılmasına çalışılmıştır. Kubbeye geçiş büyük pandantiflerle sağlanmıştır. Caminin duvarları, ikinci pencere sırasına kadar mavi rengin egemen olduğu çinilerle kaplıdır. Duvarların ve filayaklarının yarıdan yukarısı, kemelerin, pandantiflerin, yarım kubbelerin ve büyük kubbenin içi gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile bezenmiştir. 
Bu yüzden cami, özellikle Avrupalılar arasında Mavi Camii olarak bilinir. Dört yanı revaklı şadırvan avlusunun dış avluya bakan iki yan duvarıyla, caminin iki katlı revaklarla zenginleştirilmiş yan duvarlarının üstünde, zemin hizasında abdest muslukları sıralanmıştır. İkisi iç avlunun dış köşelerinde, dördü de cami kütlesinin köşelerinde yer alan minarelerin ilk ikisi ikişer öbürleri üçer şerefelidir.

 

 

 

 

İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZESİ
Fatih Sultan Mehmet tarafından Topkapı Sarayı'nın bir parçası olarak yaptırılan Çinili Köşk'ün bahçesinde Sultan II. Abdülhamit döneminde yerleştirilen İstanbul Arkeoloji Müzesi, Arkeolog, ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey önderliğinde ve Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adıyla kurulup 13 Haziran 1891 tarihinde ziyarete açılmıştır. 
Dünyanın en zengin müzelerinden birisi olarak kabul edilmekte, İstanbul tarihi yarımadada yer almakta ve önemli İstanbul müzeleri arasındadır. İstanbul Arkeoloji Müzesinde Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Erken, orta ve geç bronz dönemi, Helen, Roma ve Bizans dönemine ait nadide eserleri barındırmaktadır. 
Türkiye’nin ve İstanbul’un en eski müzesi olma unvanını taşıyan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Osmanlı Devleti tarafından Türkiye Cumhuriyetine miras kalan, dünyaca ünlü çok önemli bir kurum olan Müze-i Hümayunun günümüzdeki devamıdır.
 
Bir milyondan fazla Eski eserlerin ve kalıntıların sergilendiği müze eskilerin aksine önemli bir şekilde çok modern bir düşünce ile Dünya’da Müze olarak inşa edilen ender yapılardandır.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak çoğul bir isimle anılma sebebi ise bir arada bulunan Çinili Köşk, Arkeoloji Müzesi, Eski Şark (Doğu ) Eserleri olmak üzere 3 ayrı köşkteki müzeleri aynı çatı altında toplamasından kaynaklanır.
İstanbul Sultanahmet semtinde, Gülhane Parkı’ndan Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey yokuşunda yer alan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 1993 yılında Avrupa’da Yılın Müzesi seçilerek “Avrupa Konseyi Müze Ödülünü almıştır. 

 

 

 

 

 


KAPALI ÇARŞI
Dünya’nın En Eski ve En Büyük Kapalı Çarşısı olan Kapalıçarşı Beyazıt, Mercan ve Nurosmaniye arasında yer alıyor. İçerisinde 24 Kapı, 5 Cami, 10 kuyu, 7 Çeşme 1 Şadırvan, 1 Mektep 1 Sebil, 4 bin kadar dükkan, yaklaşık 66 cadde ve sokak buluyor.
11 Ana kapıdan en bilinenleri Beyazıt, Nurosmaniye, Mahmutpaşa ve Kuyumculardır.
Gün içerisinde en yoğun anlarında yarım milyon kadar insana ev sahipliği yapan Kapalıçarşı’nın temeli 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmaya başlanmıştır ancak asıl büyük bölümleri Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.
Çarşı içerisindeki dükkanların tamamı aynı genişlikte olacak şekilde oluşturulmuş ve her bölümde ayrı meslek grupları işleyecek şekilde yapılandırılmıştır. Ancak günümüzde çoğunlukla kuyumcular, Mücevheratçılar ve turistlerin ilgisini çeken ürünlerin satıldığı dükkanlara yerini bırakmıştır.
Var olduğu her dönemde İstanbul’un kalbi olmayı başaran Kapalıçarşı halen İstanbul’un en büyük merkezlerindendir. İstanbul’un kalbi konumundaki bu büyük çarşıyı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

 


ANADOLU HİSARI
Anadolu Hisarı 14. yy’da Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış. Avrupa yakasındaki Rumeli Hisarı ve Anadolu Hisarı boğazın en dar yerinde bulunuyorlar. Eskiden küçük bir balıkçı köyü olan Anadolu Hisarı semti, şimdi renkli tarihi evleri ile dikkat çekiyor.
Anadolu Hisarı’nın yapılış amacı, Yıldırım Beyazıt’ın İstanbul’u feth etmek istemesiydi. Osmanlılar Ankara Meydan Savaşında yenilip, Yıldırım Beyazıt, esir alınınca İstanbul’un Fethi o dönem için mümkün olmaz.

 

 

 

 


SÜLEYMANİYE CAMİİ
1557 yılında yapımı tamamlanan Süleymaniye Camii, Hamam, Dükkan, Kervansaray, Okul, Kütüphane ve Aşevinden oluşan bir kompleksin parçasıdır.
Osmanlı’nın en görkemli döneminde inşa edilen Süleymaniye Camii Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşımakta olup en nadide eserlerindendir.
İstanbul’un siluetini minareleri ve kubbeleri ile süsleyen dış ve iç estetiği fevkalade muntazam olan Süleymaniye Camii bir mimari şaheserdir. 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğunun her bakımdan gelişmiş ve ilerlemiş olduğu bir devirdir. 36 Osmanlı Sultanı arasında 47 yıl ile en uzun hüküm süreni Kanuni Sultan Süleyman’dır. Bu büyük şöhretli Sultan, kendi adına yaptırtacağı camii Koca Mimar Sinan’a havale etmişti. Mimarlık dünyasının bir dehası olan Mimar Sinan, camii ve etrafını saran büyük kompleksi 1550-1557 yılları arasında tamamlamıştır. Türk sanatının klasik döneminin kurucusu ve geliştireni Mimar Sinan, sanatının üstünlüğünü burada da ispat etmişti. Caminin avlusunun etrafını çevreleyen büyük komplekste okullar, kütüphane, hamam, aşevi, kervansaray, hastane ve dükkanlar bulunur. 
 
Süleymaniye Camii mihrap duvarındaki pencereler vitraylarla süslüdür. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih Suresi, caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur Suresi yazılı bulunmaktadır.
Süleymaniye Camii aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın da türbelerine ev sahipliği yaparken Mimar Sinan‘ın türbesi de Külliyenin dış avlu duvarlarının karşısındadır.
İstanbul’un fethinden sonraki 4.padişah olması nedeniyle 4 minaresi bulunan Süleymaniye Camiinde bulunan 10 şerefe ise Osmanlı İmparatorluğunun 10. Padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ı simgelemektedir
Süleymaniye Camii İstanbul’da aynı isimdeki semtte yer alan, Mimar Sinan tarafından yapılmış olan şehrin en büyük ve görkemli camii’sidir.

 

 

 

 
 
 
 
MİHRİMAH SULTAN CAMİ (ÜSKÜDAR&EDİRNEKAPI)
Mihrimah Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın Haseki Hürrem Sultan’dan olan kızı olup, Sultan Süleyman’ın da tek kızıdır.
İstanbul’un boğaz kıyısında yapılan Üsküdar Mihrimah Sultan Cami Eski İstanbul’un Anadolu girişinde İstanbul’un ihtişamlı manzarasına komşu olurken, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi, Rumeli tarafından İstanbul’a girenleri İstanbul’un kapısında karşılayan bir asker gibidir.
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi, on yedi odalı medrese, sübyan mektebi, hamam, türbe ve dükkanlarından meydana gelir. Külliyenin yapıldığı alan Edirnekapı Suriçi’nin önemli tepelerinden biridir.
Üsküdar İskele Mihrimah Sultan Camisi ise cami, medrese, imaret, kervansaray, mektep, kiler ve ambardan oluşmuştur. İhata duvarı içerisinde hastane, tuvaletler, hazineler, ihata duvarı dışında kütüphane ve hamamı bulunur.

 


EYÜP SULTAN CAMİİ
Cami İstanbul’un fethinden hemen sonra, 1458 yılında inşa edilmiştir. Öncesinde yanında inşa edilmiş olan Eyüp Sultan Hazretleri’nin Türbesi’nin yer alması ve padişahların burada kılıç kuşanması ile de İstanbul’un en önemli merkezlerinden birisi haline gelmiştir.
Zaman içerisinde iyice harap olan camiyi III. Selim minareleri ve temelleri hariç tamamen yıktırır ve yeniden yaptırır. 1798’de başlayıp 2 sene süren yapım çalışmaları sonunda ise cami günümüzdeki halini alır.
Eyüp Sultan Camii dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki fil ayağına müstenit kemerlere yaslanır, etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında asırlık bir çınar bulunmaktadır. 
1458'den sonra çeşitli defalar tamir gören caminin minarelerinin boyu önceleri kısaydı, 1733'de yeni uzun minareler yapıldı. 1823'de deniz tarafındaki minare, yıldırımla hasar gördüğü için yeniden inşa edildi.
Eyüp Sultan Camisi kubbesi Mihrab eyvandır, minber mermerdir. Mihrab tarafı hariç üç tarafı galerilidir. Son cemaat yeri önünde 6 sütunlu ve 7 kubbeli bir revak vardır.

 

 

 

 

FESHANE
Feshane, İstanbul Haliç kıyısında uluslararası her türlü fuar, organizasyon, toplantı, seminer, konser, gala, davet, sergi ve kültür etkinlileri yapılabilen bir mekandır. Feshane, yeşil alanlarla desteklenmiş tarihi yapısıyla Haliç'e ayrı bir renk katmaktadır. Feshane'nin Haliç'e açılan kendine özel bir İskelesi de bulunmaktadır. 
Asıl kuruluş amacı Osmanlı ordusunda yeniçerilerin gitmesi ile gelen yeni orduya kıyafet dikmek olan Feshane, bir dokuma ve fes fabrikasıdır. 1893 yılında Chicago’da uluslararası bir fuara katılan fes ve yün dokumalarımız ödül ile fuardan ayrılmıştır. 
Osmanlı ordusunun üniformalarını yurt dışından almaya başlamasıyla birlikte Feshane-i Amire adını alarak sadece fes üretmeye başlamıştır.
Bir dönem halı da dokunan fabrikada 1918 yılında Talat Paşa Çanakkale Zaferi dolayısıyla bir halıyı Gazi Mustafa Kemal’e armağan ederken bu halı da Feshane’de üretilmiştir.
Feshane, özellikle Ramazan ayı etkinlikleri ile neredeyse tüm Türkiye’den ziyaretçi akımına uğramaktadır. Feshane Ramazan Şenlikleri İstanbul’da Sultanahmet gibi bir etkinlik merkezi olmuştur.

 

 

Diğer Şehir Rehberleri

Destinasyonlar

Diğer Türkiye Kalkışlı Uçuşlar

X
İstanbul Uçak Bİleti Ara
Ucakbileti.com, Akdeniz Pe-tour Turizm Tic. A.S. adına Türsab A1679 belge mumarası ile kayıtlı, A sınıfı belgeye sahip seyahat acentesidir.
Ucakbileti.com işlemleri Akdeniz Petour Turizm Seyehat Tic. A.S 8822861 IATA Kodu ile yapılmaktadır.

Sizi fırsatlar için bilgilendirelim!

KAYIT OL
X
Yeni Üyelik
Kayıt
Zaten Üyeyim
Şifremi Unuttum
Email Gönder